Çaycuma’nın Kaza Oluşu

Arşiv > Bilgi Arşivi > Çaycuma’nın Kaza Oluşu

Her ne kadar Salnamelerde Çaycuma’nın 1303/1883 tarihinde “Çarşamba Divanı” adıyla Bartın’a bağlı bir nahiye haline geldiği belirtilse de, Hacıkadıoğlu Ömer Lütfi Efendi, anılarında “Çarşamba kazasının 1280/1864 tarihinde Ereğli’ye rapt ve ilhak edildiğinden” söz eder. Dolayisiyle 1883 tarihi Çaycuma’nın ilk nahiye olduğu tarih değil, “nahiye olarak Bartın’a bağlandığı” tarihtir. Çaycuma’nın nahiye olduğu tarihi tam olarak bilemiyoruz ama Hacıkadıoğlu Ömer Lütfi Efendi’nin anlattıklarından Çaycuma’nın 1864’de nahiye statüsünde olduğu sonucuna varıyoruz.
 
Çaycuma, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra da 21 yıl süreyle nahiye olarak kalmış, ancak 1944 yılında kaza statüsüne kavuşabilmiştir. 
 
Çaycuma’nın kaza yapılması konusu ilk kez, tek parti döneminde, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın (CHP) 30 Ocak 1935 Çarşamba günü yaptığı Zonguldak Vilayet Kongresi’nde gündeme geldi. O sırada Cumhuriyet Halk Fırkası Zonguldak İl Başkanı Dr. Mitat Altıok, Zonguldak Valisi ise Halit Aksoy’du. 
Vilayet Kongresinde konu görüşüldü ve “Çaycuma nahiyesinin kaza teşkilatı yapılması isteğinin” Büyük Kongreye götürülmesi kararı verildi. 
 
Cumhuriyet Halk Fırkası Vilayet Kongresinden bir yıl sonra, Çaycuma’da “kaza teşkilatı” kurulması konusu Zonguldak İl Genel Meclisi (Vilayet Umumi Meclisi)’nde de konuşuldu ve İl Genel Meclis’i 19 Mart 1936 tarihinde yaptığı toplantıda Çaycuma’da “kaza teşkilatı” kurulması gerekliliğini karar altına aldı. 
 
Çaycuma nahiyesi ile beraber Ulus nahiyesinin de kaza yapılması gündemdeydi. Ulus Safranbolu’ya, Çaycuma da Devrek’e bağlıydı. Kaza sınırları belirlenirken, Bartın’a bağlı köylerden bazılarının Ulus’a ve bazılarının da Çaycuma’ya bağlanması söz konusu olduğundan 1936 yılı bu sınırların belirlenmesiyle geçti. 
Bütün işlemler tamamlanmış ve dosya, Valilik eliyle İçişleri Bakanlığına gönderilmişti. Bakanlık, hem Ulus’ta, hem de Çaycuma’da kaza teşkilatı kurulması konusunu “ödenek yetersizliği” nedeniyle her yıl erteliyordu. 
İlk başvurunun üstünden 8 yıl geçmişti. 1944 yılının ilk aylarında Çaycuma ve Ulus’ta kaza teşkilatı kurulması konusu yeniden gündeme geldi. Ama, Türkiye’nin başka vilayetlerinde de kaza istekleri vardı. 1944 yılında ancak 12 kaza teşkilatı kurulabilecekti. Bütçe yetersizliği yine gündemdeydi. O nedenle Zonguldak adaylarından ancak birisi kabul edilebilecekti. Çaycuma veya Ulus’tan birisi kaza olacak, diğeri ertelenecekti. İçişleri Bakanlığının, Zonguldak Valiliğine yazdığı yazıyla, “hangi nahiyede kaza teşkilatı kurulmasının öncelikli olacağına dair inceleme yapması ve Bakanlığa bildirmesini” istemesinden sonra Çaycuma ve Ulus arasında bir rekabet başladı. 
 
Bartın gazetesinde, Mehmet Çerçi imzasıyla“Kaza Olmaya Namzet Güzel Bir Nahiyemiz” başlığıyla çıkan ve Çaycuma’yı tanıtan yazı, aynı zamanda bu rekabeti yansıtması bakımından ilginçtir: 
“Devrek kazasına bağlı olan Çaycuma, Zonguldak vilayetinin en eski ve en güzel bir nahiyesidir. Nahiye merkezi Çaycuma, Zonguldak-Ankara demiryolu üzerinde ve Filyos ırmağı kıyısındadır. 
Dahiliye Vekilliğinin bu sene teşkiline karar verdiği 12 kazadan birinin de Çaycuma olması ihtimali çok kuvvetlenmiştir. Bu iş için Ankara’ya giden bir hey’et müsait intibalar ve ümitlerle dönmüştür. 
Demiryolu üzerinde, ırmak kıyısında ve denize de yakın olmak gibi hususiyetleri ve sanat-ticaret ve ziraat bakımlarından şimdiden bir çok kazalardan bile üstün oluşu, Çaycuma’ya ileride daha geniş bir gelişme sağlayacak unsurlardır. 
 
Nahiye merkezinde Posta-Telgraf ve İnhisarlar idarelerinin çok eskiden beri mevcut oluşu, kırktan fazla terzi ve kunduracı ve yüzden fazla da manifatura, bakkaliye vesaire gibi ticaret evleri bulunuşu ile Çaycuma’nın ticari durumu da civar kazalar derecesindedir ve kasaba epeyce işlektir. 
 
Çaycuma’nın, vilayet merkezine her gün üç banliyö treniyle ve civar kazalara şoselerle bağlı olması da mühim bir mazhariyetidir. Haftada bir, cuma günleri kurulan pazariyle Çaycuma, vilayetin en büyük pazar yerini teşkil etmektedir. Nahiyemiz, ayni zamanda Zonguldak’ın da yazlığıdır. 
 
Kasabada radyo bolluğu ilk dikkate çarpan şeylerdendir. Elliden fazla radyo vardır. Ortasında Atatürk büstü ile büsbütün güzelleşen havuzlu park, zaten yeşil ağaçlar arasında gömülmüş olan kasabayı daha çok güzelleştirmektedir. 
 
Halkodası, Çaycuma’nın neş’eli ve kıymetli gençliğini sinesinde toplamaktadır. Esasen münevver olan nahiye halkının tahsile rağbeti de çoktur. Orta ve yüksek tahsilini bitirmiş yüzlerce genç olduğu gibi okuyanlar da bundan az değildir. 
Nahiyemizde asayiş yolundadır, bulaşık hastalıklar ise yok denecek kadar azdır.
 
Çaycuma’nın şimdi bütün bu imkanlarla gelişmesine hız vermek için beklediği, kaza teşkili işinin kat’ileşmesidir.”34 
1944 yılı haziran ayı içinde, İçişleri Bakanlığı tarafından 16 nahiyede kaza teşkilatı kurulmasını isteyen yasa önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. Yasa önergesinde hem Çaycuma’nın, hem de Ulus’un adı geçiyordu. Yasa Önergesi Temmuz başında Meclis Dahiliye Encümeni’nde görüşüldü ve kabul edildi. 
TBMM Dahiliye Encümeni’nin olumlu kararından sonra, Çaycuma’ya gelen Vali Halit Aksoy, Milletvekili Ahmet Gürel ve Vilayet Parti Başkanı Ali Rıza İncealemdaroğlu Parti binasında halkla uzun bir sohbet toplantısı yaptılar ve Çaycumalılara nahiyenin yakında kaza yapılacağı müjdesini verdiler. Yeni gelecek memurlar için evler hazırlanması için talimatlar verdiler. 
İçişleri Bakanlığına gönderilen kaza teşkilatı dosyasına göre, Çaycuma Bartın’dan 21 köy alıyor ve ayrıca Karapınar Çaycuma’ya bağlı bir nahiye merkezi haline getiriliyordu. 
TBMM Genel Kurulu, 20 Temmuz 1944 Perşembe günü yaptığı oturumda, yasa önergesini ele aldı ve Çaycuma ile Ulus’un da içinde olduğu 16 nahiyede kaza teşkilatı kurulmasını öngören yeni idari teşkilat kanununu kabul etti. Yeni yasa, kaza teşkilatlarının 1 Eylül’den itibaren fiilen kurulmasını öngörüyordu. 
 
Çaycuma halkı adına Cumhurbaşkanına, Meclis Başkanlığına, Başbakanlığa ve İçişleri Bakanlığına teşekkür telgrafları çekildi.
Çaycuma’nın 1 Eylül 1944’de resmen kaza olmasından sonra, ilçe merkezinde coşkun kutlamalar yapıldı. 80 yılı aşkın bir süre nahiye statüsünde idare edilen Çaycuma resmen kaza olmuştu. Her tarafa bayraklar asıldı; davul zurnalı coşkun gösteriler yapıldı. Çaycuma merkezindeki bu gösterilere binlerce Çaycumalı katıldı.
Çaycuma kazasının 1 Eylül 1944 tarihi itibariyle 77 köyü ve 38604 nüfusu vardı. Kazaya, Bartın’dan verilen köyler şunlardır: Turfa Tabaklar, Düz, Saz, Aşağı İhsaniye, Yukarı İhsaniye, Sarmaşık, Çorak, Tilkiler, Karakoç, Karanıpar, Torlaklar, Turfa Hatıplar, Nebioğlu, Celibeyoğlu, Ramazanoğlu, Madenler, Karaevli Çavuş, Aşağı Çukur, İhsanoğlu, Güzeloğlu, Karaevli Çavuş.
 
Kazanın ilk kaymakamlığına Zonguldak Vilayet Mektupçusu Hilmi Besim Tözyılmaz (06 Eylül 1944) atandı. İlk Tahrirat Katibimiz ise Nimet Altuğ’du. Devrek Tahrirat Katibi iken Çaycuma’ya atanan Nimet Altuğ, 7 Eylül 1944’de görevine başladı ve Kaymakam Hilmi Besim Tözyılmaz ilçeye gelip görevine başlayana kadar kadar Kaymakam Vekilliği görevini de yürüttü. 
10. Çaycuma’da kurumsal gelişme kaza olduktan sonra başladı...
1 Eylül 1944’den sonra Çaycuma’da hızlı bir kurumsallaşma başladı. Birçok hizmet ard arda gelmeye başladı.
 
Kaza statüsünü kazanmamızdan bir ay sonra Çaycuma Belediye teşkilatı kuruldu. Eylül ayı sonunda yapılan Belediye seçimlerinden sonra toplanan 12 kişilik Belediye Meclisi, Parti Vilayet Teşkilatı’nın önerisiyle, Zonguldak Belediyesi Elektrik Su İşleri Muhasebecisi Çaycumalı Mehmet Ünlütürk’ü Belediye Başkanı seçti.
 İki ayda Çaycuma Belediye Teşkilatını kuran Mehmet Ünlütürk, aynı anda Zonguldak Belediyesindeki görevini de yürütüyordu. Çaycuma Belediyesinde düzen kurulduktan sonra “Zonguldak’a geliş-gidiş zorluğunu” gerekçe gösteren Mehmet Ünlütürk istifa etti ve Belediye Meclisi, Mustafa Zeren’i Belediye Başkanlığına getirdi.
 
Çaycuma’da kaza olmadan önce de belediye vardı. Tahir Müftüoğlu, Osmanlı döneminde padişah fermanıyla, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra da halktan gelen öneriyle 30 yıldan fazla bir süre Çaycuma Belediye Başkanlığı görevini yürütmüştür. Ancak Çaycuma’daki gerçek belediye örgütlenmesi, kaza oluşla birlikte başlamıştır.
 
Çaycuma’da idari işlerin organizasyonunun yanı sıra adliye teşkilatı kurulması için Zonguldak Ağır Ceza Müddeiumumisi Zeki Levent görevlendirildi. Öncelikle, kazaya bir sulh hakimi ile bir başkatip, zabıt katibi, mübaşir ve cezaevi gardiyanı kadrosu verildi. Kazanın asliye davaları Bartın’da, ağır ceza davaları ise eskiden olduğu gibi Zonguldak’ta görülüyordu.
  2 Nisan 1947 günü yapılan törenle hizmete açılan Çaycuma Hükümet Konağı (şimdiki Öğretmenevi), eksiklerinin tamamlanması ve binaya ekler yapılması amacıyla 28 Ağustos 1948 günü 9460 lira bedelle müteahhide ihale edildi.
  1947 yılında Zonguldak İl Genel Meclisi, Çaycuma’da her yıl Eylül ayının 16., 17. ve 18.nci günleri panayır kurulması kararı verdi ve ilk panayır 1948 yılında Çaycuma Belediyesi’nin öncülüğünde 16, 17 ve 18 Eylül perşembe, cuma ve cumartesi günleri yapıldı.
  Çaycuma dispanseri, Sağlık Müdürlüğü emrine verilen eski ilkokul binasında 20 Ocak 1945 günü faaliyete başladı. Yine aynı yılın ilk haftasında, Sinop Memleket Eczanesi sahibi eczacı Şükrü Sorgun, Çaycuma’da eczane açtı.
  Çarşı merkeziyle İstasyon arasında büyük bir sorun olan İstasyon yolunun yapım işi 1948 yılı eylül ayı başında ihale yoluyla müteahhide verildi.
  Ziraat Bankası Çaycuma Şubesi 8 Eylül 1949 günü hizmete açıldı. Ziraat Bankası Çaycuma Ajans Müdürlüğüne ise Tosya Müdür Muavini B. Niyazi tayin oldu.
  1950 yılı Ocak ayı sonunda bitirilen ve 120 bin liraya yapılan Tekel Binası (şimdiki Yeni Belediye İşhanı), Zonguldak Tekel Başmüdür Vekili tarafından teslim alındıktan sonra Tekel İdaresi buraya taşındı.
  Çaycuma Şehir Kulübü’nün tüzüğü* 16 Kasım 1950’de gazetede yayınlandı ve Kulüp resmiyet kazandı. Çaycuma Şehir Kulübü’nün kurucuları şu isimlerden oluşuyordu: Dr. Kemal Turan (Sıtma Savaş Tabibi); Şemsettin Yüksel (Avukat); Ömer Kalaycı (Belediye Başkanı); Refik Ataoğlu (Tapu Memuru); İbrahim Kutsal (Milli Eğitim Memuru); A. Dursunoğlu (Özel Muhasebe Tahsildarı); S.N. Savaşkan (Orman Bölge Şefi).
  Çaycuma Belediye Başkanlığınca 3 Kasım 1949 günü yapılan ilanla; 11 bin 745 lira 93 kuruş muhammen bedelle kapalı pazar yeri ve 6 bin 755 lira 62 kuruş muhammen bedelle de genel tuvalet yapımı için ihaleye çıkılmış ve kısa sürede hem kapalı pazar yeri, hem de genel tuvalet inşaatı tamamlanmıştır.
  Şehrin içme suyu şebekesinin projelendirilmesi işi 1 0 Temmuz 1949’da ihaleye verildi. 11 bin 249 lira bedelli ihale ilçe merkezine 6 kilometre uzaklıktaki Yakademirciler köyüne yapılacak kaptajlarla isale kanalı ve su deposu yapımını içeriyordu.
  Çaycuma’da kaza teşkilatı kurulduktan sonra eğitim-öğretim hizmetlerinde de ilerlemeler kaydedildi.
  Çaycuma’nın kaza olduğu 1 Eylül 1944’den 10 gün sonra, Zonguldak Vali Muavini Hikmet Arar, Kastamonu Köy Enstitüsü Müdür Muavini Hilmi Bilginer ile birlikte Çaycuma’ya geldi ve kazanın sosyo-kültürel durumu hakkında incelemelerde bulundu. Çaycuma merkez ve köylerinde okul, öğretmenevi yapımıyla, okullardaki eksikliklerin tamamlanması çalışmaları hızlandırıldı. Okullardaki eksikliklerin acilen giderilmesine başlandı. 1948 yılının başında ortaokulun yapılacağı kesinlik kazanınca, açılacak okul için Okul Aile Birliği faaliyete geçti ve geçici olarak dispanser olarak kullanılmakta olan eski ilkokul binasının onarılıp ortaokula tahsis edilmesine karar verildi. Ayrıca halktan da toplanan 1500 lira bağışla işe başlandı. 1950 yılına gelindiğinde ortaokul henüz açılmamıştı. Halk, 1951 yılında okulun faaliyete geçmesi için para toplayarak eski ilkokul binasını tamir ettirdi ve okulun hazır olduğunu bildirerek bakanlıktan öğretmen istediler. Bakanlığın gönderdiği müfettiş onarılan okul binasının ortaokul olarak açılabileceği yolunda rapor verdikten sonra Çaycuma Ortaokulunun 29 Ekim 1950 Cumhuriyet Bayramında resmen açılmasına karar verildi. Okul Müdürlüğüne de Zonguldak Lisesi Müdür Muavini Vedat Keçecigil atandı.
  1957 yılına kadar Çaycuma elektrik enerjisinden yoksundu. Şehir aydınlatması, belediyenin belirli yerlere astığı fenerlerle sağlanıyordu.
  1956 yılında elektrik hatları yapılmış olmasına karşın, Çatalağzı santralinden elektrik alınamadığı için sistemden yararlanılamıyordu. Bu kez belediye fenerlerini elektrik direklerine asarak aydınlatma yapıyordu. 1957 yılında çalışmalar sürdü ve bütün eksiklikler tamamlanıp kontröller yapıldıktan sonra 4 Nisan 1957 günü dönemin Valisi Celalettin Ünseli’nin de katıldığı törenle hatlara elektrik verildi. İlk aydınlatmanın coşkusuyla evlerine gitmeyen Çaycumalılar gece geç saatlere kadar sokaklarda dolaşarak elektrik aydınlatmasının tadını çıkardılar.
(Ekin Ofset)
 
 
 

 

 

   Bülent KANTARCI

    BELEDİYE BAŞKANI
       

      Başkanın Mesajı
      Özgeçmiş
      
      

 
       Kent Rehberi
 
    Nöbetçi Eczaneler
       Kurum ve Kuruluşlar
       Hastaneler
       Gezi Alanları
       ...