cezmi_ersoz1.jpg

Toplum belleksizleşti

Çaycuma Belediyesinin konuğu olarak Çaycuma’ya gelen Yazar Cezmi Ersöz, “İnsanlar günübirlik yaşıyor diye şikâyet ediyorlar. Tabi günübirlik yaşar. İnsanlara hatıra biriktirecek yer mi bırakıldı. Toplum belleksizleşti” dedi.

Türk edebiyatının ünlü ismi Cezmi Ersöz Çaycuma’da okurlarıyla buluştu. Çaycuma Belediyesinin ev sahipliği yaptığı etkinlik, SEKA Sosyal Tesislerinde gerçekleşti. Etkinliğe Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, ADD Çaycuma Şube Başkanı Zeki Saim Oral, Çaycuma Kent Konseyi Başkanı Berna Çimsalan Özyurt, Eğitim-Sen Zonguldak Şube Sekreteri İsmet Akyol, Çaycuma Temsilcisi Gökhan Taner Günsan, Dr. Kemal Yurtbay ve ilgili bir kalabalık katıldı. Sözlerine Belediye Başkanı Bülent Kantarcı gibi Kabataş Lisesi mezunu olduğunu söyleyerek başlayan Ersöz, “Kabataş Lisesi yılları ömrümün en zor yıllarıydı. Çok disiplinli bir okuldu. Bana okuma alışkanlığı kazandırdı ama çok da baskı gördüm” dedi. Daha sonra Siyasal Bilgiler Fakültesinde okumaya devam ettiğini söyleyen Ersöz, “Tam o sırada babam iflas etti. Okuyabilmek bir muhasebeci olan için dayımın yanında çalışmaya başladım. Dayım beni daha çok bankalara gönderiyordu, getir götür işlerini yapıyordum. Aldığım maaş çok azdı. Zor geçiniyordum. O yıllarda hiç yeni ayakkabım olmadı, hep ikinci el satan yerlerde giyindim. Sirkeci’de, eski camini yanında ikinci el eşya satan bir dükkanda bir ayakkabı gördüm. Ayakkabı güzeldi ama içinde kahve telvesi gibi bir şey vardı. Merak ettim, sordum, ‘polisler getirdi’ dediler. Dükkânın yakınında işkence merkezi Sansaryan Han vardı. Oraya getirilip falakaya yatıranların ayakları şiştiği için ayakkabıları olmazmış ayağına. Orada işi bitenler ayakkabılarını giyemeden gittikleri için, orada çok sayıda ayakkabı birikir, polisler de zaman zaman bir çuvala doldurup, bu ikinci el satan yere getirirmiş. O ayakkabının içinde kahve telvesi gibi olan şey, meğer işkence gören insanların kanıymış” dedi.

TÜRKİYE’YE ÖZGÜ BİR DEMOKRASİ ÖYKÜSÜ

Türkiye’nin içinden geçtiği süreçleri de öyküleyen Ersöz, “Atilla İlhan daha 16 yaşındayken âşık olduğu bir kıza bir şiir gönderiyor. Bir kâğıda yazılmış küçücük şiir Nazım Hikmet’inmiş. Nasıl olmuşsa şiir okul müdürünün eline geçmiş. Atilla İlhan okuldan kovulduğu gibi başka okullarda okuması da yasaklanmış. 16 yaşında bir gencin bir şiir yüzünden başına gelenlere bakın. Gözaltına alınıp Sansaryan Han’a kapatılmış. Orada hücrelere ‘tabutluk’ deniyor. Tavan alçak ayağa kalkamıyorsunuz. Otursanız olmuyor, yerlerde sular akıyor. O tabutlukta bir hafta kalmış. Bir gün bir ses duymuş. Yan taraftaki hücreye birini getirmişler. Bir müddet sonra ona selenmiş. ‘Ben Atilla İlhan’ım, sen kimsin?’ demiş. O da ‘Ben de Nihal Atsız’ım’ demiş. Nihal Atsız Türkçülüğün teorisyeni bir adam. Solcu Atilla İlhan ile sağcı Nihal Atsız’ın aynı yan yana bir hücrede kalması Türkiye’ye özgü bir demokrasi hikayesidir” diyerek sözlerini sürdürdü.

BİR FİLM SEYRETTİM HAYATIM DEĞİŞTİ

İnsanın hayatını değiştiren kitaplar olduğunu söyleyen Ersöz, “Hani ‘Bir kitap okudum, hayatım değişti’ derler ya, bu çok doğru. Ben de bir filim izledim hayatım değişti. Henüz 13-14 yaşındayım. Evde yalnızım, Türkan Şoray’a yeni aşık olmuşum. Evimizde televizyon yok. Ben de rahmetli Tarık Akan’ın başrolünü oynadığı ‘Canım Kardeşim’ filmine gittim. Evde televizyonu olmayan bir ailenin öyküsüydü. Tarık Akan’ın kardeşi olan küçük çocuk kan kanseri. Tedavi olamıyor, evine gönderiyorlar. Tek isteği var, evde yatarken televizyonda çizgi film seyretmek. Televizyon yok. Almaya da güçleri yetmiyor. Tarık ağabey bir akşam, televizyon satan bir dükkânın camını kırarak oradan bir televizyon alıyor. Eve gidip televizyonu kuruyor. Ayarlarını yapıp, televizyon çalışmaya başlıyor. Sevinçle kardeşinin yanına gidiyor. Ama tam da o anda kardeşi ölüyor. Ben bu hikayeden çok etkilendim ve o gün sosyalist olmaya karar verdim. Ben o zamanlar sosyalizmi fakirlere yardım etmek falan zannediyorum. Bu hikayeyi Datça’daki bir etkinlikte de anlattım. Tarık ağabey de vardı. ‘Sen yüreği çok güzel bir insansın’ diyerek beni onurlandırdı” dedi.

KORKARIM Kİ BÜYÜK BİR BEYİN GÖÇÜ OLACAK

Ülkenin içinde bulunduğu zor duruma da değinen Ersöz, “2019’da şayet başkanlık olursa, korkarım, bu ülkede büyük bir beyin göçü olacak. Bu ülkenin tüm yetişmiş beyinleri daha şimdiden ülkeyi terk ediyor. Ülkede düşünce özgürlüğü kalmadı. 113 ülke arasında 101. sıradayız. Altımızda Mozambik, Zambia gibi ülkeler var. Ben İstanbul çocuğuyum, aşklarımı orada yaşadım, kitaplarım orada çıktı. İstanbul’u iyi bilirim. Ama çocukluğumun İstanbul’undan eser kalmadı. Kent tüm dokusunu kaybetti. Her şeye zevksizlik egemen. İstanbul en fazla bir milyon insan yapılmış bir sanat şehri. Sanayi kenti olarak hiç düşünülmemiş. Ben o sanat şehrini gören neslin son temsilciyim. Babama göre İstanbul 1950’lerde bitti. Ahmet Rasim’e göre 1905’te bitmiş. İnsanlar günübirlik yaşıyor diye şikâyet ediyorlar. Tabi günübirlik yaşar. İnsanlara hatıra biriktirecek yer mi bırakıldı. Toplum belleksizleşiyor. Son romanım Burgazada’da geçiyor. Ustam Sait Faik’in adası, ada olduğu için bir parça da olsun korunabilmiş” dedi.

ELİT DEĞİLİM AMA ELİTİSTİM

Toplumun içinde bulunduğu kültürsüzleşmeye de işaret eden Ersöz sözlerini, “Geçen gün biri kitapçıdan Sait Faik’in ‘Abasıyanık’ kitabını soruyor. Bir başkası Genç Werter’in bacıları diyor. Toplum değerlerine yabancılaştı. Adam korsan kitap satıyor. Bir baktım tezgahta benim kitabım da var. Tepki gösterdim. ‘Emeğimi çalıyorsun’ dedim. Kendimi tanıttım. ‘Abi bu kitabı imzalar mısın?’ dedi. Ben de ‘Korsan gözlerinden öpüyorum’ diyerek kitabı imzaladım. Çiçek Pasajını bilirsiniz. Orada Madam Anaiti vardı. Akordeonla şarkılar söylerdi. Bir gün bana ‘Ne hale geldik yahu’ diye hayıflandı. Eskiden insanlar Edith Piaf istermiş. Şimdi onların yerini Ankara’nın bağlarını isteyenler almış. Toplum hızla Recep İvedikleşiyor. Onun gibi kaba ve çirkin. Ben elit değilim ama elitistim. Estetik dışılığı, kabalığı, saygısızlığı, kadına şiddeti aşağılıyorum. Onlarla aynı dünyanın insanı olmadığımı düşünüyorum” diyerek tamamladı.

BAŞKAN KANTARCI BELEDİYE YAYINLARINDAN OLUŞAN BİR ÇANTA SUNDU

Etkinliğin sonunda Ersöz’e bir çiçek sunan Çaycuma belediye Başkanı Bülent Kantarcı, “Cezmi Ersöz’den sonra konuşmak çok zor. Ama birkaç kelime söyleyeyim. Ben de tıpkı Sayın Ersöz gibi Kabataş Lisesi mezunuyum. İyi ki böyle bir eğitim kurumu varmış. Böyle değerli insanlar yetiştirmiş” dedi. Kantarcı Ersöz’e ayrıca Çaycuma belediyesinin yayınlarından oluşan bir çanta da hediye etti.

cezmi_ersoz2.jpg

cezmi_ersoz3.jpg

cezmi_ersoz4.jpg

cezmi_ersoz6.jpg