Çaycuma’yı Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği

Çaycuma’yı Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği

Yayınlanma Tarihi: 24.11.2021 - Çarşamba | Görüntülenme Sayısı: 1 görüntüledi

Her ne kadar Salnamelerde Çaycuma’nın 1303/1883 tarihinde “Çarşamba Divanı” adıyla Bartın’a bağlı bir nahiye haline geldiği belirtilse de, Hacıkadıoğlu Ömer Lütfi Efendi, anılarında “Çarşamba kazasının 1280/1864 tarihinde Ereğli’ye rapt ve ilhak edildiğinden” söz eder. Dolayisiyle 1883 tarihi Çaycuma’nın ilk nahiye olduğu tarih değil, “nahiye olarak Bartın’a bağlandığı” tarihtir. Çaycuma’nın nahiye olduğu tarihi tam olarak bilemiyoruz ama Hacıkadıoğlu Ömer Lütfi Efendi’nin anlattıklarından Çaycuma’nın 1864’de nahiye statüsünde olduğu sonucuna varıyoruz.

 

Çaycuma, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra da 21 yıl süreyle nahiye olarak kalmış, ancak 1944 yılında kaza statüsüne kavuşabilmiştir.

 

Çaycuma’nın kaza yapılması konusu ilk kez, tek parti döneminde, Cumhuriyet Halk Fırkası’nın (CHP) 30 Ocak 1935 Çarşamba günü yaptığı Zonguldak Vilayet Kongresi’nde gündeme geldi. O sırada Cumhuriyet Halk Fırkası Zonguldak İl Başkanı Dr. Mitat Altıok, Zonguldak Valisi ise Halit Aksoy’du.

Vilayet Kongresinde konu görüşüldü ve “Çaycuma nahiyesinin kaza teşkilatı yapılması isteğinin” Büyük Kongreye götürülmesi kararı verildi.

 

Cumhuriyet Halk Fırkası Vilayet Kongresinden bir yıl sonra, Çaycuma’da “kaza teşkilatı” kurulması konusu Zonguldak İl Genel Meclisi (Vilayet Umumi Meclisi)’nde de konuşuldu ve İl Genel Meclis’i 19 Mart 1936 tarihinde yaptığı toplantıda Çaycuma’da “kaza teşkilatı” kurulması gerekliliğini karar altına aldı.

 

Çaycuma nahiyesi ile beraber Ulus nahiyesinin de kaza yapılması gündemdeydi. Ulus Safranbolu’ya, Çaycuma da Devrek’e bağlıydı. Kaza sınırları belirlenirken, Bartın’a bağlı köylerden bazılarının Ulus’a ve bazılarının da Çaycuma’ya bağlanması söz konusu olduğundan 1936 yılı bu sınırların belirlenmesiyle geçti.

Bütün işlemler tamamlanmış ve dosya, Valilik eliyle İçişleri Bakanlığına gönderilmişti. Bakanlık, hem Ulus’ta, hem de Çaycuma’da kaza teşkilatı kurulması konusunu “ödenek yetersizliği” nedeniyle her yıl erteliyordu.

İlk başvurunun üstünden 8 yıl geçmişti. 1944 yılının ilk aylarında Çaycuma ve Ulus’ta kaza teşkilatı kurulması konusu yeniden gündeme geldi. Ama, Türkiye’nin başka vilayetlerinde de kaza istekleri vardı. 1944 yılında ancak 12 kaza teşkilatı kurulabilecekti. Bütçe yetersizliği yine gündemdeydi. O nedenle Zonguldak adaylarından ancak birisi kabul edilebilecekti. Çaycuma veya Ulus’tan birisi kaza olacak, diğeri ertelenecekti. İçişleri Bakanlığının, Zonguldak Valiliğine yazdığı yazıyla, “hangi nahiyede kaza teşkilatı kurulmasının öncelikli olacağına dair inceleme yapması ve Bakanlığa bildirmesini” istemesinden sonra Çaycuma ve Ulus arasında bir rekabet başladı.

 

Bartın gazetesinde, Mehmet Çerçi imzasıyla“Kaza Olmaya Namzet Güzel Bir Nahiyemiz” başlığıyla çıkan ve Çaycuma’yı tanıtan yazı, aynı zamanda bu rekabeti yansıtması bakımından ilginçtir:

“Devrek kazasına bağlı olan Çaycuma, Zonguldak vilayetinin en eski ve en güzel bir nahiyesidir. Nahiye merkezi Çaycuma, Zonguldak-Ankara demiryolu üzerinde ve Filyos ırmağı kıyısındadır.

Dahiliye Vekilliğinin bu sene teşkiline karar verdiği 12 kazadan birinin de Çaycuma olması ihtimali çok kuvvetlenmiştir. Bu iş için Ankara’ya giden bir hey’et müsait intibalar ve ümitlerle dönmüştür.

Demiryolu üzerinde, ırmak kıyısında ve denize de yakın olmak gibi hususiyetleri ve sanat-ticaret ve ziraat bakımlarından şimdiden bir çok kazalardan bile üstün oluşu, Çaycuma’ya ileride daha geniş bir gelişme sağlayacak unsurlardır.

 

Nahiye merkezinde Posta-Telgraf ve İnhisarlar idarelerinin çok eskiden beri mevcut oluşu, kırktan fazla terzi ve kunduracı ve yüzden fazla da manifatura, bakkaliye vesaire gibi ticaret evleri bulunuşu ile Çaycuma’nın ticari durumu da civar kazalar derecesindedir ve kasaba epeyce işlektir.

 

Çaycuma’nın, vilayet merkezine her gün üç banliyö treniyle ve civar kazalara şoselerle bağlı olması da mühim bir mazhariyetidir. Haftada bir, cuma günleri kurulan pazariyle Çaycuma, vilayetin en büyük pazar yerini teşkil etmektedir. Nahiyemiz, ayni zamanda Zonguldak’ın da yazlığıdır.

 

Kasabada radyo bolluğu ilk dikkate çarpan şeylerdendir. Elliden fazla radyo vardır. Ortasında Atatürk büstü ile büsbütün güzelleşen havuzlu park, zaten yeşil ağaçlar arasında gömülmüş olan kasabayı daha çok güzelleştirmektedir.

 

Halkodası, Çaycuma’nın neş’eli ve kıymetli gençliğini sinesinde toplamaktadır. Esasen münevver olan nahiye halkının tahsile rağbeti de çoktur. Orta ve yüksek tahsilini bitirmiş yüzlerce genç olduğu gibi okuyanlar da bundan az değildir.

Nahiyemizde asayiş yolundadır, bulaşık hastalıklar ise yok denecek kadar azdır.

 

Çaycuma’nın şimdi bütün bu imkanlarla gelişmesine hız vermek için beklediği, kaza teşkili işinin kat’ileşmesidir.”34

1944 yılı haziran ayı içinde, İçişleri Bakanlığı tarafından 16 nahiyede kaza teşkilatı kurulmasını isteyen yasa önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunuldu. Yasa önergesinde hem Çaycuma’nın, hem de Ulus’un adı geçiyordu. Yasa Önergesi Temmuz başında Meclis Dahiliye Encümeni’nde görüşüldü ve kabul edildi.

TBMM Dahiliye Encümeni’nin olumlu kararından sonra, Çaycuma’ya gelen Vali Halit Aksoy, Milletvekili Ahmet Gürel ve Vilayet Parti Başkanı Ali Rıza İncealemdaroğlu Parti binasında halkla uzun bir sohbet toplantısı yaptılar ve Çaycumalılara nahiyenin yakında kaza yapılacağı müjdesini verdiler. Yeni gelecek memurlar için evler hazırlanması için talimatlar verdiler.

İçişleri Bakanlığına gönderilen kaza teşkilatı dosyasına göre, Çaycuma Bartın’dan 21 köy alıyor ve ayrıca Karapınar Çaycuma’ya bağlı bir nahiye merkezi haline getiriliyordu.

TBMM Genel Kurulu, 20 Temmuz 1944 Perşembe günü yaptığı oturumda, yasa önergesini ele aldı ve Çaycuma ile Ulus’un da içinde olduğu 16 nahiyede kaza teşkilatı kurulmasını öngören yeni idari teşkilat kanununu kabul etti. Yeni yasa, kaza teşkilatlarının 1 Eylül’den itibaren fiilen kurulmasını öngörüyordu.

 

Çaycuma halkı adına Cumhurbaşkanına, Meclis Başkanlığına, Başbakanlığa ve İçişleri Bakanlığına teşekkür telgrafları çekildi.

Çaycuma’nın 1 Eylül 1944’de resmen kaza olmasından sonra, ilçe merkezinde coşkun kutlamalar yapıldı. 80 yılı aşkın bir süre nahiye statüsünde idare edilen Çaycuma resmen kaza olmuştu. Her tarafa bayraklar asıldı; davul zurnalı coşkun gösteriler yapıldı. Çaycuma merkezindeki bu gösterilere binlerce Çaycumalı katıldı.

Çaycuma kazasının 1 Eylül 1944 tarihi itibariyle 77 köyü ve 38604 nüfusu vardı. Kazaya, Bartın’dan verilen köyler şunlardır: Turfa Tabaklar, Düz, Saz, Aşağı İhsaniye, Yukarı İhsaniye, Sarmaşık, Çorak, Tilkiler, Karakoç, Karanıpar, Torlaklar, Turfa Hatıplar, Nebioğlu, Celibeyoğlu, Ramazanoğlu, Madenler, Karaevli Çavuş, Aşağı Çukur, İhsanoğlu, Güzeloğlu, Karaevli Çavuş.

 

Kazanın ilk kaymakamlığına Zonguldak Vilayet Mektupçusu Hilmi Besim Tözyılmaz (06 Eylül 1944) atandı. İlk Tahrirat Katibimiz ise Nimet Altuğ’du. Devrek Tahrirat Katibi iken Çaycuma’ya atanan Nimet Altuğ, 7 Eylül 1944’de görevine başladı ve Kaymakam Hilmi Besim Tözyılmaz ilçeye gelip görevine başlayana kadar kadar Kaymakam Vekilliği görevini de yürüttü.

  1. Çaycuma’da kurumsal gelişme kaza olduktan sonra başladı…

1 Eylül 1944’den sonra Çaycuma’da hızlı bir kurumsallaşma başladı. Birçok hizmet ard arda gelmeye başladı.

 

Kaza statüsünü kazanmamızdan bir ay sonra Çaycuma Belediye teşkilatı kuruldu. Eylül ayı sonunda yapılan Belediye seçimlerinden sonra toplanan 12 kişilik Belediye Meclisi, Parti Vilayet Teşkilatı’nın önerisiyle, Zonguldak Belediyesi Elektrik Su İşleri Muhasebecisi Çaycumalı Mehmet Ünlütürk’ü Belediye Başkanı seçti.

İki ayda Çaycuma Belediye Teşkilatını kuran Mehmet Ünlütürk, aynı anda Zonguldak Belediyesindeki görevini de yürütüyordu. Çaycuma Belediyesinde düzen kurulduktan sonra “Zonguldak’a geliş-gidiş zorluğunu” gerekçe gösteren Mehmet Ünlütürk istifa etti ve Belediye Meclisi, Mustafa Zeren’i Belediye Başkanlığına getirdi.

 

Çaycuma’da kaza olmadan önce de belediye vardı. Tahir Müftüoğlu, Osmanlı döneminde padişah fermanıyla, Cumhuriyet’in kuruluşundan sonra da halktan gelen öneriyle 30 yıldan fazla bir süre Çaycuma Belediye Başkanlığı görevini yürütmüştür. Ancak Çaycuma’daki gerçek belediye örgütlenmesi, kaza oluşla birlikte başlamıştır.

 

Çaycuma’da idari işlerin organizasyonunun yanı sıra adliye teşkilatı kurulması için Zonguldak Ağır Ceza Müddeiumumisi Zeki Levent görevlendirildi. Öncelikle, kazaya bir sulh hakimi ile bir başkatip, zabıt katibi, mübaşir ve cezaevi gardiyanı kadrosu verildi. Kazanın asliye davaları Bartın’da, ağır ceza davaları ise eskiden olduğu gibi Zonguldak’ta görülüyordu.

2 Nisan 1947 günü yapılan törenle hizmete açılan Çaycuma Hükümet Konağı (şimdiki Öğretmenevi), eksiklerinin tamamlanması ve binaya ekler yapılması amacıyla 28 Ağustos 1948 günü 9460 lira bedelle müteahhide ihale edildi.

1947 yılında Zonguldak İl Genel Meclisi, Çaycuma’da her yıl Eylül ayının 16., 17. ve 18.nci günleri panayır kurulması kararı verdi ve ilk panayır 1948 yılında Çaycuma Belediyesi’nin öncülüğünde 16, 17 ve 18 Eylül perşembe, cuma ve cumartesi günleri yapıldı.

Çaycuma dispanseri, Sağlık Müdürlüğü emrine verilen eski ilkokul binasında 20 Ocak 1945 günü faaliyete başladı. Yine aynı yılın ilk haftasında, Sinop Memleket Eczanesi sahibi eczacı Şükrü Sorgun, Çaycuma’da eczane açtı.

Çarşı merkeziyle İstasyon arasında büyük bir sorun olan İstasyon yolunun yapım işi 1948 yılı eylül ayı başında ihale yoluyla müteahhide verildi.

Ziraat Bankası Çaycuma Şubesi 8 Eylül 1949 günü hizmete açıldı. Ziraat Bankası Çaycuma Ajans Müdürlüğüne ise Tosya Müdür Muavini B. Niyazi tayin oldu.

1950 yılı Ocak ayı sonunda bitirilen ve 120 bin liraya yapılan Tekel Binası (şimdiki Yeni Belediye İşhanı), Zonguldak Tekel Başmüdür Vekili tarafından teslim alındıktan sonra Tekel İdaresi buraya taşındı.

Çaycuma Şehir Kulübü’nün tüzüğü* 16 Kasım 1950’de gazetede yayınlandı ve Kulüp resmiyet kazandı. Çaycuma Şehir Kulübü’nün kurucuları şu isimlerden oluşuyordu: Dr. Kemal Turan (Sıtma Savaş Tabibi); Şemsettin Yüksel (Avukat); Ömer Kalaycı (Belediye Başkanı); Refik Ataoğlu (Tapu Memuru); İbrahim Kutsal (Milli Eğitim Memuru); A. Dursunoğlu (Özel Muhasebe Tahsildarı); S.N. Savaşkan (Orman Bölge Şefi).

Çaycuma Belediye Başkanlığınca 3 Kasım 1949 günü yapılan ilanla; 11 bin 745 lira 93 kuruş muhammen bedelle kapalı pazar yeri ve 6 bin 755 lira 62 kuruş muhammen bedelle de genel tuvalet yapımı için ihaleye çıkılmış ve kısa sürede hem kapalı pazar yeri, hem de genel tuvalet inşaatı tamamlanmıştır.

Şehrin içme suyu şebekesinin projelendirilmesi işi 1 0 Temmuz 1949’da ihaleye verildi. 11 bin 249 lira bedelli ihale ilçe merkezine 6 kilometre uzaklıktaki Yakademirciler köyüne yapılacak kaptajlarla isale kanalı ve su deposu yapımını içeriyordu.

Çaycuma’da kaza teşkilatı kurulduktan sonra eğitim-öğretim hizmetlerinde de ilerlemeler kaydedildi.

Çaycuma’nın kaza olduğu 1 Eylül 1944’den 10 gün sonra, Zonguldak Vali Muavini Hikmet Arar, Kastamonu Köy Enstitüsü Müdür Muavini Hilmi Bilginer ile birlikte Çaycuma’ya geldi ve kazanın sosyo-kültürel durumu hakkında incelemelerde bulundu. Çaycuma merkez ve köylerinde okul, öğretmenevi yapımıyla, okullardaki eksikliklerin tamamlanması çalışmaları hızlandırıldı. Okullardaki eksikliklerin acilen giderilmesine başlandı. 1948 yılının başında ortaokulun yapılacağı kesinlik kazanınca, açılacak okul için Okul Aile Birliği faaliyete geçti ve geçici olarak dispanser olarak kullanılmakta olan eski ilkokul binasının onarılıp ortaokula tahsis edilmesine karar verildi. Ayrıca halktan da toplanan 1500 lira bağışla işe başlandı. 1950 yılına gelindiğinde ortaokul henüz açılmamıştı. Halk, 1951 yılında okulun faaliyete geçmesi için para toplayarak eski ilkokul binasını tamir ettirdi ve okulun hazır olduğunu bildirerek bakanlıktan öğretmen istediler. Bakanlığın gönderdiği müfettiş onarılan okul binasının ortaokul olarak açılabileceği yolunda rapor verdikten sonra Çaycuma Ortaokulunun 29 Ekim 1950 Cumhuriyet Bayramında resmen açılmasına karar verildi. Okul Müdürlüğüne de Zonguldak Lisesi Müdür Muavini Vedat Keçecigil atandı.

1957 yılına kadar Çaycuma elektrik enerjisinden yoksundu. Şehir aydınlatması, belediyenin belirli yerlere astığı fenerlerle sağlanıyordu.

1956 yılında elektrik hatları yapılmış olmasına karşın, Çatalağzı santralinden elektrik alınamadığı için sistemden yararlanılamıyordu. Bu kez belediye fenerlerini elektrik direklerine asarak aydınlatma yapıyordu. 1957 yılında çalışmalar sürdü ve bütün eksiklikler tamamlanıp kontröller yapıldıktan sonra 4 Nisan 1957 günü dönemin Valisi Celalettin Ünseli’nin de katıldığı törenle hatlara elektrik verildi. İlk aydınlatmanın coşkusuyla evlerine gitmeyen Çaycumalılar gece geç saatlere kadar sokaklarda dolaşarak elektrik aydınlatmasının tadını çıkardılar.

(Ekin Ofset)

 

Çaycuma’nın gelişmesinde ve bugünlere gelmesinde çok önemli görevler üstlenen Çaycuma’yı Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği’nin Çaycuma tarihinde çok özel bir yeri vardır. Belediye’nin yürüttüğü çalışmalarda en büyük yardımcısı Çaycuma’yı Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği idi. Dernek’teki yönetim yapısı çok ilginçti. Başlangıçta Belediye Başkanı, derneğin doğal başkanı, siyasi parti başkanlarıyla diğer seçilenler de yönetim kurulu üyesiydiler. Bu uygulama, Çaycuma’da birliği simgeliyordu. Ayrıca bütün seçilenleri yönetime alarak, hem yapılacak hizmetlerde siyasi engelleri aşmayı, hem de hizmet yaparken siyasi sürtüşmelerden uzak kalmayı amaçlıyordu.

Çaycuma’yı Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği’nde uzun yıllar başkan olarak hizmet etmiş olan merhum Maksut Çavdar, vefatından önce bize derneğin kuruluşunu, yapısını ve yaptıkları çalışmaları şöyle anlatmıştı.

”1957 yılına kadar süren hobi türünden çalışmalarımız artık yerini yöre insanlarına yararlı hizmetlere bırakıyordu. Bu yıl içinde kurduğumuz Çaycuma’yı Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği Belediye Reisi başkanlığında doğal üyeleri parti başkanları ve seçilenlerden oluşuyordu. Çaycuma için yapabileceklerimiz saptanarak altyapı çalışmalarına başlandı. Çaycuma’nın tarihinde 1930’lu yıllara dayanan at koşuları unutulmuştu. Tekrar gündeme getirerek 1957 yılında at koşuları derneğimiz yararına yapılmaya başlandı.

Mayıs-Eylül gibi yılda iki defa yapılıyordu. Bazen bu tarihlere denk gelirse dini bayramların son günleri de yapılıyordu. Zonguldak ilinden ve il dışından bir çok seyirci ve misafir geliyordu.

Artık at koşuları Çaycuma’nın geleneği olmuştu. Her konuda ilave eğlenceler yapılıyor. Farklı sportif aktiviteler sergileniyordu. Şiirli-müzikli eğlenceler, bisiklet-motosiklet-eşek yarışları ve atletizm koşuları. Arada deve güreşleri ve yağlı pehlivan güreşleri yapılmaktaydı. Derneğimiz yönetimi ve üyelerinin, Halkevi çalışmalarından kalan, bizlerin sahneye koyduğu tiyatro, getirilen tiyatro ve konserler gibi kültürel çalışmalar. Bu etkinliklerden elde edilen para Çaycuma’nın gelişmesine harcanıyordu. Bir örnek vermek istiyorum. 1960 veya 61 yılı Belediye bütçesi 90 bin TL’ye bağlanırken Derneğin bütçesi 110 Bin TL idi. Dernek etkinliklerde çalışanlara hiçbir ücret ödemiyor, tahminin üstünde gerçekleşen bütçenin tamamı Çaycuma’ya hizmet için sarfediliyordu.

Seka lojmanlarının bulunduğu yer at koşu pisti, orta alanı futbol sahası idi. Yola paralel yapılan 5000 kişilik beton tribünlerin altı at ahırlarıydı. Bu günler Çaycuma’nın özel bayram günleriydi. Çaycuma’nın altyapısı ve sosyal imkanları gelen misafirlere yetmeyeceği için her ev mutlaka misafir alırdı. Ev ve soframız açıktı.

İstanbul Veli Efendi’den bile koşu atı geliyordu. Bizim yerimiz yetmediğinden, Çaycumalılar kendi hayvanını dışarı salıp ahırını ve imkanlarını koşu atlarına bırakıyordu. Çaycumalıların, Güzelleştirme ve Kalkındırma Derneği etrafında böyle kenetlenmeleri Çaycuma’ya çok şeyler kazandırdı.

1959 yılında Genel Kurul gördüğü lüzum üzerine Belediye Başkanı ve siyasi parti başkanlarının seçilmeden yönetime girme hakları da kaldırarak seçilerek yönetim kurulunda görev yapmalarına amir maddeyi tüzüğe ilave etti.

İlk seçimde Dernek Başkanlığına getirildim. Devraldığım alt yapıyı da değerlendirerek daha hızlı hizmet üstlenen piyade albay, daha sonra jandarma binbaşısı ile Çaycuma’ya bir çok hizmetler yapılmıştır. Bunları bir kaç ana noktada toplamak mümkündür.

 

1- Bir çok yol toprak ve bazı yollar da arnavut kaldırımı olan yerlerin, dernek adına Çayır köyünde açılan parke taşı ocağında üretilen taşlarla döşenmesi.

2- Mevcut yolların genişletilmesi ve yeni yolların açılması.

3- Meydan, park gibi çalışmaların yapılması.

4- Bir Atatürk heykeli yapılması.

5- İlçemizde büyük yararlar sağladığını bildiğimiz marangozluk ve demircilik kursları binasının üst katı öğrenci pansiyonu olacak bina yapılması.

6- Bir dernek daha kurarak çalışmalarımızın genişletilmesi düşüncesiyle çoğunluğu Güzelleştirme Derneği üyeleri olarak Çaycuma Lise ve Pansiyon Yaptırma Derneği kuruldu.

7- Bu dernek marifetiyle küçük ve eski olan ortaokulumuzu yeniden yapmak ve liseye hazırlamaktı.

 

Hepsinin yapımına birden başlandı parke kaldırımlar, yol genişletmesi ve yeni yolların açılması devam ederken 31.12.1962 tarihinde Atatürk heykeli hizmete açıldı (Zonguldak ili dahilinde heykeli olan ilk ilçe.)

Kurslar binası 1963 yılında hizmete açıldı (Şimdiki Belediye Kreşi)

1960 Eylülünde başlanan orta okulumuz son bölümü de devletinde katkılarıyla 1963 Eylülünde hizmete açıldı. (Şimdiki Anadolu Ticaret Meslek Lisesi)

Bu arada Seka Genel Müdürlüğünden bir heyet kağıt fabrikası yapmak için yer aramaya Çaycuma’ya geldiler. Bizler yeniden heyecanlandık. Çaycuma’nın kaderini değiştirecek bu yatırımın Çaycuma’da yapılabilmesi için bir çalışma grubu düzenlendi. 27 kişiden oluşan bu şehir meclisi, belediye, siyasi partiler ve derneklerimiz yönetim kurullarından oluşmaktadır. Bu meclis Çaycuma’yı Kalkındırma ve Güzelleştirme Derneği yönetiminde çalışmaktadır.

Kağıt fabrikasının arsasını, kimi yerde bedelsiz kimi yerde sembolik düzeyde ucuz fiyatla veren Çaycuma köylüsü ve kentlisinin büyük özverisi ve çalışmalarımız fabrikanın Çaycuma’da kurulmasını sağladı. İlk kağıt üretimi 11 Nisan 1970 gecesi saat 22.40 da meyvasını verdi. Devletle işbirliği ile dayanışmanın ve birbirine güvenmenin mutlu sonucu alındı.

10 yıldır ciddi amaçtan yoksun olarak kurulan ve en ufak bir faaliyet gösteremeyen Cami Yaptırma Derneği devralınarak benim başkanlığımda çalışmaya başladı. Mayıs 1973 yılında temeli atılan caminin adı, Cumhuriyetin 50. yılı olması nedeni ile ‘50. Yıl Camii‘ konuldu ve 1980 yılında hizmete açıldı.

Aynı yıl ve müteakip yılda Çaycuma’da Ticaret ve Sanayi Odası kurma çalışmalarımız başarısız sonuçlandı.

Çaycuma’da küçük bir bina sağlık evi olarak çalışmaktayken kapatıldı. Çaycumalılar, yönetimimde kurulan komite ile çalışarak 50 yataklı bir devlet hastanesi çalışmalarına 26.3.1983 günü başlayarak hastaneyi 22.7.1985 günü hizmete açtılar.

Çaycuma’ya kazandırmayı düşündüğümüz Ticaret ve Sanayi Odası kurulması çalışmaları tekrar 1982 senesinde başladık. Şubat 1984 yılında Çaycuma’da oda kuruldu. 12 kez aralıksız süren yönetim kurulu başkanlığı yaptım. 18 Kasım 1995 günü yapılan oda seçimlerinde seçilemedim. Oda Başkanlığım ve Organize Sanayi Bölge Başkan Yardımcılığım sona erdi.

Metin YURTBAY’ın 1. dönem Belediye Başkanlığı süresinde Zonguldak ve civarı belediyelerle başlattıkları Organize Sanayinin kurulması çalışmaları Ticaret Odalarınca üstlenilerek gerçekleştirilmiştir.

Oda başkanlığım süresi içinde Çaycuma’da Anadolu Lisesi kurulması çalışmalarımız sürüyordu.

Bu çalışmalar sürerken 2 oğlunu birden trafik kazasında yitiren, tüm dernek çalışmalarımızda yanımızda olan Zeki Yurtbay, oğulları adına Oktay-Olcay Yurtbay Anadolu Lisesi’ni yaptırmayı üstlenince 1992-1993 ders yılında Anadolu Lisesi ve Anadolu Ticaret meslek ile aynı anda iki dernek birden kuruldu.

Çaycuma insanının bir özelliği, dünya görüşleri farklı olsa da inandığı bir konuda bütün haline gelerek özverilerini birleştirip sonuca ulaşmasıdır. Her iki okulun Koruma Derneği Başkanlıklarını üstlendim. Binası biten Anadolu lisesi kendi binasına taşındı. Ben de Dernek Başkanlığını bıraktım.

Bu süre içinde yönetim kurulundaki bazı arkadaşların da katılımı ile 19 Mayıs 1994 yılında benim başkanlığımda Atatürkçü Düşünce Derneği Çaycuma Şubesi kuruldu.

Her zaman, Atatürk’ün “En iyi, en doğru, en akılcı yatırım; insan için, onun mutluluğu, onun eğitimi için yapılan yatırımdır” sözü çalışmalarımıza esas teşkil etmiştir. Çaycuma’da öğrencilerin ve halkın yararlanacağı bir kitaplık yoktu. Müstakil bir şube binasına da gereksinim vardı; arayış içindeydik. Metin Yurtbay’ın 1. dönem Başkanlığında çarşı meydanını düzenleme çalışmaları kapsamında yaptığı (Bahçe içinde havuz ve Atatürk heykeliyle) bu yer sanki bizim için hazırlanmıştı. İstemimizi önce Valiye sonra Kaymakama, daha sonra da Belediye Başkanına açtık.

Olumlu karşılayan Sayın Yurtbay belediye zabıtasını başka bir binaya naklederek ADD’nin şimdiki yerini bize teslim etti.

Bugünkü değerle 3 milyar TL. harcanarak onarılan bu binada 29.6.1996 günü Atatürk Kitaplığı hizmete girmiştir. Şu anda 3 bina yakın kitaba sahibiz. Bağış yoluyla temin ettiğimiz bu kitaplarımızdan her gün yaklaşık 30-50 öğrenci ve yetişkin yararlanmaktadır.

Belediye anılan binayı satın alarak derneğimize vermeyi kararlaştırmıştır. Çaycumalılar çok kısa zamanda burayı düşüncelerimiz doğrultusunda onararak Çaycuma’ya (Atatürk Halkevi) kazandıracaklardır.”

 

İlginizi Çekebilecek Yazılar

İmalat hatasından olduğu saptandı

Kapalı pazaryerinin membran örtüsünde, kar yağışı sırasında meydana gelen açılmanın…

06.01.2016
Çarşamba
Detaylar

Kantarcı’dan samimi açıklamalar

“Hakkımda söylenenler bir fani için çok değerli” Çaycuma Belediye Başkanı…

17.01.2018
Çarşamba
Detaylar

Ücretsiz İnternet Projesinin Çalışmaları Başladı

Başkan Kantarcı, seçimden önce vaat ettiği “Ücretsiz sokak interneti” projesini…

29.06.2014
Pazar
Detaylar

ÇAYCUMA BELEDİYESİ OCAK 2015 OLAĞAN…

31.12.2014
Çarşamba
Detaylar